Antiduzen.CoM: >> Düzene ve alayına isyan >>

Atatürk Hakkında gizlenen Gerçekler

Atatürkün İslam dini hakkındakı şok sözleri.



Atatürk Kimdir? Bilinmeyen gerçek tarihimiz Gizlenen Gerçekler

Cumhutiyetin ilk yıllarında, devletin dine bakış açısını öğrenebilmek için önce okullarda çocuklarımıza okutulan tarih kitaplarını, sosyoloji kitaplarını incelemek gerekiyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin resmi ideolojisinde İslamiyet’in yeri yoktur. Çünkü “İslam birtakım zevâta göre eskimiştir!”, “Hz. Muhammed (s.a.s.) nihayet bir çöl bedevîsidir.”, “İslamiyet’in yerine bir din koymak lazımdır ki; Kemalizmdir!

Nitekim Edirne milletvekili Şeref Aykut’a göre Kemalizm dininin altı esası, altı oktan ibaretti. Bunlar; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, İnkılâpçılık, Devletçilik, Lâiklik ve Halkçılık.”

Kemalizmin, yeni bir din olarak yayılmasında Şeref Aykut yalnız değildi. İyi ama bu dinin peygamberi kim olmalıydı? Bu sorunun cevabını Behçet Kemal Çaplar verdi, “Kemal Atatürk!”

Behçet Kemal, Süleyman Çelebi’nin meşhur Mevlid’ini Atatürk’e uydurmakta ve çıktığı Anadolu il ve ilçelerinde başına topladığı kalabalıklara “Atatürk Mevlid’i”ni okumakta hiçbir sakınca görmedi.

Atatürk Mevlid’i

Ger dilersiz bulasız oddan necât

Mustafâ-yı bâ Kemâl’e essalât.

Ol Zübeyde, Mustafâ’nın annesi,

Ol sedeften doğdu ol dürdânesi!

Gün gelip oldu Rızâ’dan hamile,

Vakt erişti hafta ve eyyâm ile.

Geçti böyle, nice ayi nice sene…

Vakt erişti bin sekiz yüz seksene.

Merhaba ey baş halâskâr merhaba

Merhaba ey ulu serdâr merhaba!

Edip Ayel Atatürk’e, “Sen bizim yeni peygamberimizsin!” diye seslenmekte geciktiği için dövünmeye başladı. Behçet Kemal’i geride bırakacak bir atılım içinde olması gerekirdi. Bunu gerçekleştirebilmek için Atatürk’e yeni dini sıfatlarla secde etmesi lâzımdı.

Edip Ayel, aruzun tumturaklı kalıplarıyla Türk edebiyatının en muhteşem dalkavukluk örneğini ortaya koydu:

Cennetse bu yurt, sen onu buldundu herâbe

Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe.

Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun

Türk ırkının, en son, ulu peygamberi oldun.

Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı’yla müsâvi

Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvî

Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses

İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!

Edip Ayel’in bu kükremesinden sonra bir tereddüt belirdi:

Atatürk, yeni Kemalizm dininin İlâh’ı mı olmalıydı; peygamberi mi?

türkün amentüsü

türkün amentüsü

Cumhuriyet devri şairlerinin bir büyük bölümü, Atatürk’e kıyamadılar ve onun üstünde de, altında da hiçbir gücün, hiçbir varlığın bulunmasına tahammül edemediler. Bu bakımdan Atatürk onlar için hem İlâh, hem de peygamber oldu ve kendilerinden geçtiler.

Behçet Kemal, Edip Ayel’den geri kalmak istemedi ve yazdı:

Kaç yıldır Türkçe’ydi Tanrı’nın dili,

İnsana ne ilâh, ne de sevgili.

Ne de ana-baba aratıyordu,

Her an yaratıyor, yaratıyordu.

Artık işaret verilmiş yarış başlamıştı. İpi herkesten önce göğüslemeye çalışan atletler gibi, o devrib edipleri de “İlâh“, “Tanrı“, “Kâbe“, “Put” gibi kelimelerle Atatürk’e daha önce ulaşabilmenin cezbesine kapılmışlardı.

Yüzlerce örnekten işte birkaçı:

Halil Bedil Yönetken:

Tanrı gibi görünüyor her yerde,

Topraklarda, denizlerde, göklerde,

Gönül tapar, kendisinden geçer de,

Hangi yana göz bakarsa: Atatürk.

Kemalettin Kamu, kendisine milletvekilliği getiren şiirini kalabalıklara okumaya başladı:

Çankaya; burada erdi Mûsâ

Burada uçtu İsa

Bülbül burada varsa

Hürriyet için öter.

Ne örümcek, ne yosun,

Ne mûcize, ne füsun…

Kâbe Arab’ın olsun.

Çankaya bize yeter.

Sonra Faruk Nafiz Çamlıbel, sazını eline aldı:

On milyon bel, iki kat olmuşken eğilmeden,

O’nda on beş milyonun boyu birden uzaldı.

Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden,

Taptığımız ne varsa, hepsi ondan şekil aldı.

1938 yılında, Faruk Nafiz, tanrısız kalmamak için Atatürk’ü yüreğine put gibi oturttu.

Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil

Kanlı bir göz yaşı nehrinde muazzam tabutun

Ey İlâhın yüce davetlisi, göklerden eğil

Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!

Türk edebiyatında, tarihin hiçbir devresinde görülmeyen dalkavukluk ve putperestlik örnekleri, patlayan bir lağımın dehşet saçan kokusu gibi etrafa yayılmaya başladı.

Akbaba’cı Yusuf Ziya Ortaç da sesini yükseltti:

Topladı avucunda yıldırımı, şimşeği,

Yoktan var ediyordu tanrı gibi her şeyi.

Nurettin Artam, dinin bütün nurlarından koparak kula kul oldu:

Koca bir güneşin akşam olmadan,

Dağların ardında sönüşü gibi..

Millete can veren, vatan yaratan,

Tanrı’nın göklere dönüşü gibi..

Her zaman ırkıma Büyük Baş Atam!

Tanrılaş gönlümde, tanrılaş Atam!

Ömer Bedrettin Uşaklı’da Atatürk tapıcılığından kurtulamadı:

Bir güneş gibi yalnız

Sensin ülkü tanrımız

Ey Türklüğün bütünü..

Vasfi Mahir Kocatürk’de kocaman yakıştırmalarla Kemalizm dininin müridleri arasında zikre başladı:

Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti,

Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine.

İlhami Bekir, alnımızın akına, katran karası elleriyle küfrün yobazlığını bulaştırmaya çalıştı:

İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa,

Toprağın haritasını çizdi bayrağa,

Allah değil, o yazdı alın yazımızı…

Bu ruhsuz, bu köksüz, bu iğrenç örnekleri uzatmak istemiyorum. Yalnız, Cumhuriyet’in o kuruluş yıllarında, zilli düdüklü dalkavuklar zümresinden, üç önemli ismin ayrıldığını belirtmek istiyorum:

Yahya Kemal, Necip Fazıl ve Nazım Hikmet!

Nazım Hikmet, daha önce Marks’a ve Lenin’e kul köle olduğu için Atatürk’e tapmadı. Hatta ona “Burjuva Mustafa Kemal” diye homurdanan şiirler yazdı.

Yahya Kemal ile Necip Fazıl İslam’ın amentüsüne bağlı kaldılar.

Kemalizm dininin yeni öncüleri ise, İslam’ın şartı Kelime-i Şehadet karşısına, Kemalizm’in yeni şehadetini çıkardılar.

Bazı devlet kuruluşlarında bastırıp dağıttıkları bu devrimci(!) şehadeti şöyle yazarak ilân ettiler:

Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemal’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücâhit analarına ve Türkiye için âhiret günü olmayacağına iman ederim.

Halk, “Halkçı” Kemalistlerin bu dehşetli dalkavuklarından nefret ediyordu. Din ve dünya işlerini birbirinden ayırmaya çalışan Atatürk ise, kendisine takılan bu dinî sıfatlar karşısında şaşırıp kalıyordu.

_____________________________

Laiklik neden dinsizliktir


Yayın 2

Kazım Karabekir şöyle anlatıyor Mustafa Kemal’in Tuğgeneralliğe yükseltilmesini (1 Nisan 1916):

- 10 Temmuz 1923 Ankara istasyonundaki binasında Fırka nizamnamesini müzakereden sonra Gazi ile yalnız kalarak hasbihallere başlamıştık.

Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar, dediler. Kendisini hilafet ve saltanat makamına layık gören ve bu hususlarda teşebbüslerde de bulunan, din ve namus lehinde türlü sözler söyleyen ve hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığımda latife eden, fes ve kalpak yerine kumaş başlık teklifimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce, şu izahatı verdi:

Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkumdurlar! Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabukça zengin etmeliyiz!

Aynı hatıraları Uğur Mumcu “Kazım Karabekir anlatıyor…” ismiyle neşretmişti… Oradaki ifade şöyledir:

Bunun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. Devam edelim:

Kazım Karabekir 14 Ağustos 1923 tarihinde Türk Ocağı’nda verilen bir çay ziyafetine gitmeden önce bilgileri işittiğini bildiriyor:

Gazi Kur’an-ı Kerim’i bazı İslamlık aleyhdarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır.Sonra da Kur’an-ın Arapça okunmasını namazda bile yasaklayarak bu tercümeyi okutacak! Ve o züppelerle işi alaya boğarak, güya Kur’an-ı da, İslamlığıda kaldıracaktır!”

Akşam M. Kemal’e bu konudaki itirazlarını bildirince olanları şöyle anlatıyor:

M. Kemal Paşa beyanatıma karşı hiddetle bütün içini ortaya döktü:

Evet Karabekir; Arapoğlunun yavelerini Türkoğullarına öğretmek için Kur’an-ı Türkçeye tercüme ettireceğim ve böylece de okutacağım. Ta ki budalalalık edip aldanmakta devam etmesinler!…

Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kur’an-ı ve peygamberi her yerde medh ve sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza veriyordu.”

Kazım Karabekir’in hatıralarında şu satırlarda dikkat çekiyor:

19 Ağustos Pazar akşamı, Mustafa Kemal ve İsmet Paşalar-Latife hanım ile birlikte bana akşam yemeeğine geldiler. Keçiören’e giderken sağ tarafta kubbeli köşk denen mevkide, bol suyu ve büyücek havuzu olan bir köşkte kira ile oturuyordum. İsmet Paşa Lozan’da iken M. Kemal Paşa, Latife Hanım ile birlikte bir kere daha bana akşam yemeğine gelmişlerdi. Münakaşayı İsmet Paşa ile ben yaptım. M. Kemal Paşa sükunetle bizi dinledi. M. Kemal Paşa Lozan’dan da aldığı hızla, ne İktisat Kongresi’nin, ne de Heyet-i İlmiye’nin hazırladığı programlara ilgi göstermeyerek müthiş bir İnkılâp hamlesi teklif etti:

“Hocaları toptan kaldırmadıkça hiçbir iş yapamayız. Bugün kü kudret ve prestijimizle bugün bu İnkılâbı yapmazsak, başka hiçbir zaman yapamayız.”

İlk Fethi Bey grubundan sonra da M. Kemal Paşa’dan işittiğim bu yeni İnkılâp, zihniyetini İsmet Paşa bir çırpıda tamamlıyordu. Aradaki zaman fasılaları kendiliğinden ortadan kalkarak, bu üç şahsiyetin üç maddelik programları kulaklarımda tekrarlandı:

1- İslamlık terakkiye manidir.

2- Arapoğlu’nun yavelerini Türklere öğretmeli.

3- Hocaları toptan kaldırmalı!

__________________________________

Yayın 3

Karılar açıldı şapka giymeyenler asıldı ataturkün bilinmeyen gizlenen gerçekleri

103 yaşındaki Bilal Dedede öyle bir hafıza var ki Cumhuriyet tarihini hatasız anlatıyor! Hem de bir asrın görmüş geçirmişliği ve dobralığıyla Atatürk herifin tekesiydi diye giriyor söze O da ne dede diye soruyorum Biz Şebinkarahisarda adamın hasına böyle deriz diyor Atatürkü seviyor ama bir o kadar da gerçekçi! Atatürk diktatördü!

Şu şapka yüzünden binlerce adam asıldı kızım Alimler Bu şapkayla namaz kılınmaz dedi Biz onların cenaze namazına durduk! diye anlatıyor Ya sen ne yaptın? diye soruyorum Doğrucu davut ya! Mecbur giydik! diyor Cumhuriyet’in ilk yılları biraz korku yüklü galibaNiye diktatördü peki? Diktatör olmaz mı? Bu adam asılacak dedi mi derhal! Vurulacak dedi mi derhal!Sen şahit oldun mu?

Gözümlen gördüm

Nerede?

Şu şapka var ya! Ha bu şapka meselesi yüzünden binlerce alim asıldı ki, eşi benzeri yok Baktılar ki Mustafa Kemal Paşa hepsini asacak kıracak Şapkayı koydular başlarına Sen ne diyon?

Dedeciğim, peki sen şapkayı hemen giydin mi?

Giymem mi? Millet giydi hep Bu iş nereden çıktı biliyor musun? Cumhuriyet ilan olunacağı zaman ecnebiler hep ayağa kalktılar Sen 125 milyon nüfusla cumhuriyet kuramazsın dediler Mustafa Kemal Paşaya Bize uyarsan kurarsın, uymazsan kuramazsın Bizim altı maddemiz var Bu maddeleri kabul edeceksin dediler Maddeleri sordu Mustafa Kemal Paşa Burada söylenmez, Lozana gelip öğreneceksiniz dediler Mustafa Kemal Paşa İsmet Paşaya Git bunların altı maddesi ne öğren Kabul edileceği kabul et, gerisini reddet dedi İsmet Paşa Lozana gitti Sizin bize Cumhuriyeti kuramazsınız demenizdeki sebepler ne oluyor? diye sordu, masaya vurdu Masanın tahtası çatladı Biz yanlarında yokuz Ama öyle söylediler sonraBirinci maddemiz şu: Karılar açılacak Tabii bizim karılar peçe, çarşaf, börük geziyordu, ikinci madde, fesi atacaksınız başınıza şapka koyacaksınız dediler Üçüncü madde, sizin tarih 1300den başlıyor, bizim gibi 1900ü alacaksınız dediler Geldik dördüncü maddeye Sizin yazınız Osmanlı yazısı, bizim yazıdan yazacaksınız dediler Yani Latince Beşinci madde Sizin tatiliniz cuma günü Bizim gibi pazara alacaksınız dediler Altıncı madde Sizin yılbaşı martta bizim gibi ocağa alacaksınız dediler İsmet Paşa geldi, anlattı Mustafa Kemal Paşa hemen birinci emri verdi vilayetlere Karılar açılacak Burada, polis, jandarma, sokakta gezen karıların börüğünü hep dağıttı Kimisi direndi, polis cop ilen vurdu

Senin karın da açtı mı börüğünü?

TabiiHerkes açtı

Yoksa korktun mu karşı çıkmaktan?

Ne karşı çıkacağız? Karılar hep açıldı Sonra şapka işinde alimler Böyle namaz kılınmaz dediler Şapkayı koymadılar başlarına Kavgaya durdular Bu sefer çok alim asıldı Köy ağalarının, hocaların hepsi asıldı

Bir tek şapka yüzünden mi?

He, bir şapka yüzünden

Burada da adam asıldı mı şapka takmadı diye

Asılmaz mı? Caminin oraya darağacını çektiler İki genç alim asıldı Sonra Cumhuriyet kuruldu İstiklal Mahkemelerini Mustafa Kemal Paşa Ankara’dan Menemene kaldırdı Menemeni işittin mi? İşittim

İşte bu İstiklal Mahkemeleri orada 10 sene kurulu kaldı Kabahat edenlerin, suçu olanların hepsi oraya sevk edildi Asılan orada asılırdı Cumhuriyet kurulandan sonra

Atatürk’ten korkuyor muydunuz?

Korkulmaz mı? Atatürk öyle bir adamdı ki, cumhuriyet kurulduktan sonra Erzuruma, Trabzon’a, Giresun’a her yere hafiye bıraktı Hafiye ne biliyon mu? Bir yanda adam konuşuyordu Bu hafiyeler senin benim ağzıma bakıyordu Cumhuriyetin aleyhine konuşuluyor mu, konuşulmuyor mu? diye Erzurum’da 6 kişi yakalandı Biri asıldı, üçünü de sürgün ettiler

Suçsuz yere adam astılar mı peki?

Söyleyenleri astılar Dil konuşuyor Bizim Giresun’da da dört kişi çıktı Üçünü affettiler de, bir Çıtlakkaleli Abdullah Usta vardı, onu da Amasya’ya sürgün ettiler

Sen de Atatürk’ten korktuğun için mi şapka taktın?

Bize birşey dediği yoktu Atatürkün Ama şapkayı hemen koyduk başımıza

Vatan, 1342005

———————————

Mustafa Kemalin Rezillikleri

Latife’yle boşandıktan sonra Mustafa Kemal’in zincirleri yeniden çözüldü. Eski fuhşiyat alabildiğine başladı. Çankaya meşhur ve muteber bir kerhâne oldu. Yirmi-otuz kadın birden doluyordu. Sabahlara kadar mum söndü yapılıyordu…

Salih Bozok’la Recep Zühtü İstanbul’da Tokatlıyan’ın arkasında bir ev tuttup bunu kerhane hâline koydular. Hem kendileri eğleniyor hem de kadınları iyilerini seçip Mustafa Kemal’e yolluyorlardı. Karılar Hâriciye vekili (dışişleri bakanı) Tevfik Rüştü’nün evine gidiyor, Gazi de oraya gidip eğleniyordu. Sabahlara kadar türlü fuhuş oluyordu. Hâriciye vekili kerhâneci başı olmuştu. Zararı yok, zaten bu sayede hâriciye vekili olmuştu. Mustafa Kemal boşanınca kadınlar artık doğruca Çankaya’ya Mustafa Kemal’e gidiyor…

Salihin kerhanesi çok zaman işledi. Öyle rezaletler oldu ki, polis kapatmaya teşebbüs etti. Mustafa Kemal’in en büyük arzularının ocağı yıkılabilir mi? Demek rezaletler ne kadar ilerlemişti. Nihayet polis burasını kapatmaya muvaffak olmuştur. Ama aradan yıllar geçti.

Mustafa Kemal Konya’ya gitmiş, orada mektebi ziyaret edip bir öğretmen kadını beğenmiş, almış getirmiş. Onunla bir müddet eğlendi. Sonra Avrupa’ya tahsile yolladı. Milletin parasıyla fahişelerine ihsan…

İzmir’e gitmiş, orman memurunun mektebe giden küçük kızı Afet’i beğenmiş, almış getirmiş. Hadi ona da fuhuş… Sonra onu da İsviçre’ye tahsile yolladı. Vaktiyle metresi Fikriye’yi de göndermişti. Onun usûlü bu…

Nerede kız görüp beğenirse eşkiya gibi omuzlayıp götürüyor.Hem de mekteplerden… Ne fecî! Evvelce bir gece Ankara Darülmuallimâtını da basıp bir kız kaçırmıştı. Adam hırsız eşkiya…

Şimdi bu afet yanında, en gözdesi… Muallim, müverrir(!) olarak bulunduruyor.

İş sade böyle değil. Her taraftan kendisine kadın takdim edenler var. Bir avukat Lütfi var, karısı Bulgar’mış. Çok güzelmiş. Karısını takdim etmiş, baron işi gibi imtiyazlar almış. Şimdi böyle kadın yağmuru var, Çankaya’ya yağıyor…

Böyle pezevenklerin bini bir paraya…Maalesef namuslu insanlardan da iştirak edenler oluyor. Birgün Çankaya’dan Meclis’e bir telefon geldi. Arayan Kütahya mebusu Nuri. Sivas mebusu Rasim’le konuştu. Sonra Rasim gelip bize anlattı, Nuri diyormuş ki: ‘Doktor Ömer Şevki bey nerede? Paşa’ya Müfid Bey’in kızını takdim edecekti. Araba gönderdik bekliyoruz.’ Filhakika Ömer Şevki bu kızı alıp Mustafa Kemal’e o gün götürmüştür. Bunu işiten mebuslar hep iğrendik, hem de bir alay mevzuu oldu haftalarca sürdü. Şükür meclis’te namuslu insanlar çokmuş. Herkes Ömer Şevki’den selamı sabahı kesti. Halbuki bu adam namusluydu…

Çankaya fuhuş merkezine böyle gelip gidenler olduğu gibi yirmi-otuz tane de seçme genç kız ve kadın var. Bunların bir kısmına evlatlığım(!) diyor. Bir tanesi pek meşhur, Almanya’da dans tahsil etmiş bir kız. Güya Çankaya’da dans hocalığı ediyormuş!? Sonra bunu da Avrupa’ya yolladı. Dönünce de gözden düştü…

Bu işler saymakla bitmez. Binbir gece masalları, Venüs mabedi hikayeleridir. Fuhşun her türlüsü icra edilir. Hepsini yazmak uzun ve çirkin…

(Türkiye’nin ilk Milli Eğitim bakanı) Dr.Rıza Nur, Hatırâtım, syf 1318-1321

Çağımızın Putperestleri Atatürkü Peygamber İlan ettiler Video İzle

Atatürk’ü okullarda bir kurtarıcı olarak gösterdiler bizlere. Bu adama neden bu kadar önem verdiklerini anlamıyorum. Anlamakta istemiyorum çünkü bu adam yüzünden dinimiz büyük zararlar görmektedir. Bu adama bizim insanlarımız nasıl bir peygambermiş gibi davranıyor anlamıyorum. Bütün eğitici kitaplarda hep Atatürk bir örnek olarak gösteriliyor. Örnek görmek istiyorsanız, asıl dinimiz olan İslam’ın peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.s.)’i örnek alınız. Bu güzel dinimizin ahlaki değerleri ve kuralları insanı ne güzel bir düzene sokmaktadır. Dinimizin neyini beğenmiyor bu insanlar? Sorduğumuz zaman Müslümanlar ama, sözde Müslümanlar onlar. Bir Laikliktir, başörtüyü bile çok büyük bir dertmiş gibi görüyorlar. Onlar bu ülkeyi Kemalizm dinini benimsemeleri için çabalıyorlar, ama bunu asla başaramıyacaklar.

Bu sayfada Yorum Sistemi Kapatılmıştır…

Benzer Yazılar

  • hristiyanlar gelişmeyi biz müslümanlardan öğrendi de
    o zaman müslümanlar nerde…:)

    o hale biz bir yanlışlık yapıyoruz çünkü hiçbir örneği yok
    şu ana kadar hiçbir babayiğit bunun hakkında bişey söyleyemedi

  • yaniliyorsun cook örnegi var ayrica islam alimleri bu konular hakkinda cok geniz uzun yazmislar anlatmislar
    evet dogru biz yanlislik yapiyoruz müslümanlar hiristiyanlarin kültürünü ar ve ahlaksizliklarini sistemlerini benimsedi diye yani islamiyete uygun calisma terkedildi diye müslümanlar tahrib oldu basta sizin mason atatürcüleriniz ve ataniz müslümanlarin bozulmasi icin yükselmemesi icin elinden gelen gayreti gösterdiler gösterdiniz malesef cok basarilida oldunuz bugünde ayni islamiyeti yoketme faliyeti cok hizla devam etmekte mesela mason kafir atatürkcüler katsayi yasasina neden engeliyorlar biliyormusun müslümanlar üniversiteye girmesin ve okuyup yükselmesin güclenmesin diye tabiiki bu senin ve dindaslarin olan mason atatürkcülerin müslümanlarin yükselmesi isinize gelmedigi icin müslümanlik islamiyet yeniden hakim olur diye yaa. bir zamanlar müslümanlar üniversiteye giderken senin dindaslarin mason atatürkcüler baktilar ki bir müslüman savci oldu avukat oldu politikaci oldu sirket sahibi oldu böylece domuz gibi kudurup müslümanlarin haklarini yeniden ellerinden almaya basladilar.

  • bak mira demin dediginde yaniliyorsun islamiyet devlette olmasa yükselemezsin emperyalislerin altindakalirsin usagi olursun sizin savundugunuz düsünce onlarin düsüncesidir islam ülkelerinin durumu söyledir o sözde islam ülkeleri islamiyete dogru olarak uymadigi icin ve orada ismi müslüman zikri fikri abd ingiliz olan yöneticler oldugu icin zayiftirlar bu duruma türkiyede dahil eger sen hakikati hak yolu bilseydin bu sözde islam ülkelerini gercek müslüman sanirmiydin. iste mira sizin atanizda ayni abdinin ingilizin düsüncesindeydi onun icin atani en büyük eseri sizin gibi islam düsmani bir nesil geriye birakmasiydi malesef.

  • öncelikle cevapım selcuk beyedir ben size müslüman olduğumu söledim mi???????yada ben size ateisttim islamı sevmiyorum dedim mi???????bir insanın bu dediklerimi yanı ateistim deistim su dıne mensup değilim sözünü ağzından duymadığın sürece o kişe sen ateistsin diyemezsin bu kuranda yasaklanmısdır……kaldıki kuranda din ALLAH ile kul arasındadır ayeti vardır…..dinin nasıl yaşanması gerektiği islamın 5 şartıyla imamın 6 şartıyla ve kurandaki her duanın ayetinde bellidir…….ve ben kuranın hiç bir ayetinde dine inanmayan müslüman olmayan bir insanı severseniz namazınz kapul olmaz orucunuz kapul olmaz ayeti görmedim…..ayrıca sen kimsinde insanalrın atatürkü sevdinde orucunun kapul olmayacağını söleyosun….din üzerine master mı yaptın…..ALLAHIN yolladığı peygamber yada mehdimisin…..kimliğin ne ki insanalrı sevdiği biriyle dinin kapul olmayaçağını söleyebiliyosunuz…..desene HZ MUHAMMED(SAV) ona inanmayanalra onun reddetenlere dua ettiği için müslümanlığı elden gitmişdir……desene HZ MUHAMMED(SAV) hz ömeri peygamber efendimizin hırkayı serifini kirleten birisini öldürmeye kalktığında ömer o benim hırkayı serifi mi kirletti yıkarız pisliği gecer ama senin insanı öldürmeni değil seni namazların ALLAHA ibadetlerin benim mucizelerim bile önleyemez diyerek o onun hırkayı serifini kirleten insanın ölümünü önlediği için müslümanlığı boşa gitmiş ve desene o zaman ki ümmedini hep yanlış yönetmiş…….bu anetodları ahmet yeseviden duyabilirsiniz…….ha mevleana ne olursan ol yine gel dediğinde ben kafirleride cağırıyorum ve seviyorum dediği için desene müslümanlığı boşa gitmiş

    İŞTE SİZİN MÜSLÜMANLIK ANLAYISINIZ BU KADAR SAPITMIS BİR ANLAYISDIR……BEN ATATÜRKÜ HATALARIYLA GÜNAHALRIYLA DEİSTLİĞİYLE SADECE YARATANIN YARATTIĞI BİR KUL OLDUĞU İÇİN SEVİYORUM…..VE TÜRKİYEYİDE GELİŞTİRDİĞİ İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYOR DUA ETİYORUM…….

    SON OLARAK SİZ İSLAMI İDEOLEJİ HALINE GETİRMİŞLER,,,,SİZ ATATÜRKÜN ARKASINA SIĞINAN ZAVALLI KEMALİSTLER İNSANLARIN DİNİNE AHLAK ANLAYISINIA DÜŞÜNCESİNE KARIŞCANIZA KENDİ GÜNAHLARINIZIN AFFEDİLMESİ İÇİN UĞRAŞIN VE BIRAKINDA İNSANLAR ÖZGÜRCE İSTEDİĞİNİ İSTEDİĞİ GİBİ YAŞASIN………benim islamiyetimede kimse karısamaz kemalistleri dinsizliğinede atatürkün getirdiğide bu zaten…..

  • BERKE EFE SEN MEVLANALARI İYİ OKU DA KABALAŞMA ÖNCE USLUBUNU DÜZELT SONRA KARSINDAKİNİ ELEŞTİR

  • Bu sayfada Yorum Sistemi Kapatılmıştır…